İnsan Ne İle Yaşar

“Simon, ailesiyle küçük bir barakada yaşıyor, ekmeğini ayakkabıcılık yaparak kazanıyordu. Malsız-mülksüz bir adamdı. İşi fazla para kazandırmıyordu ve geçim darlığı içindeydi. Kazandığı boğazlarına anca yetiyordu. Bütün kış boyunca karısıyla koyun derisi kürkü ortak kullanmışlardı ama onun da yüzüne bakılır yanı kalmamış, eskiyip yıpranmıştı. Yeni bir kürk almak için iki yıldır para biriktiriyordu. Kış gelip dayanmadan önce, az da olsa biraz para biriktirmişti. Kumbarasında üç ruble vardı. Köy sakinleri de Simon’a beş ruble, yirmi kapik borçluydu.”

Bu dizelerle başlıyor kitap.

Uzun süredir bir kitaptan böyle bir tat alabilmeyi, okumanın yanında, kitabı yaşayabilmeyi diliyordum. Soğuk kış gecelerinde, yanında bir fincan çay ile tadından yenmez hale gelen enfes bir esermiş meğer İnsan Ne İle Yaşar.

Kitap, İnsan Ne İle Yaşar, İnsanın Ne Kadar Toprağa İhtiyacı Var, Bey İle Uşağı adlı üç farklı hikayeden oluşuyor. Hikayeler farklı ama birbirini bütünlüyor.

Hepsi de insanoğlunun açgözlülüğü üzerine yazılmış. Elindekiyle yetinmesini bilmeyen insanın içine düştüğü durumla alay ediyor Tolstoy. Atalarımızın deyimiyle,  “Midyat’a pirince giderken evdeki bulgurdan olan”  kahramanlar var kitapta. Anlatım öyle güzel ki, sayfaları aralamaya başladığınız zaman, adeta kanlı canlı insanlara dönüşüveren kahramanlar bunlar. Benden söylemesi.

Tam bir kış kitabı olan İnsan Ne İle Yaşar’ı okuyunca, Tolstoy’un başka kitaplarını da okuma isteği uyandı içimde.

# #

Yazar: Lev N.Tolstoy

Oda Yay.

Sayfa sayısı: 94

İmkansızın Şarkısı

Kitabın ilk dört sayfasındaki doğa betimlemeleri,  Vatanabe ve Naoko’nun bir yere varmayı düşünmeksizin yaptıkları uzun, çok uzun yürüyüşler… Kitap hafızamda sadece bu sayfaların bana hissettirdikleriyle kalsın istiyorum. Çünkü bu anlatılanlardan ileriye gittikçe ne yazık ki ilk sayfaların büyüsü silindi gitti.

“Aradan geçen on sekiz yıla karşın o çayırlar hala o gün gibi gözlerimin önünde. Günlerdir süren incecik yağmurun yazın tozundan arındırdığı çıplak dağ, göz alıcı koyu yeşil renkteydi. Kasım rüzgarı, çevredeki susuki otlarını dalgalandırıyordu. Buz mavisi gökyüzündeyse bulutlar, çok yükseklere iplik iplik dağılıyordu. Uçsuz bucaksız gök kubbe göz kamaştırıcıydı. Rüzgar, çayırı boydan boya geçiyor ve saçlarını hafifçe yaladıktan sonra ormanın içinde yok oluyordu. Ağaçların tepesinde yapraklar hışırdıyordu. Uzaklardan bir köpeğin havladığını duyuyordum. Boğuk bir havlamaydı bu. Belli belirsiz işitilen, sanki farklı bir dünyadan geliyordu. Başka hiçbir şey duymuyordum. Hiçbir şey görmüyordum. Varlığımızdan ürkerek orman yönünde uçup giden iki kızıl kuştan başka. Yürürken Naoko bana kuyu öyküsünü anlatıyordu.”

Vatanabe ve Naoko adlı iki gencin arasındaki platonik ve kısır döngüyle çevrili bir aşk var kitapta. Yer yer romantik, sancılı, çoğu zaman anlaşılmaz bir hikaye…

Çok sevdikleri ve yanlarından hiç ayrılmayan Kizuki adlı arkadaşlarının hiç sebepsiz, birdenbire intihar etmesi, terapi gören Naoko’nun, gelişme kaydettiğini, iyileşme yolunda hızla ilerlediğini öğrenirken, Naoko’nun da aniden kendini asarak yaşamına son vermesi, Naoko’nun cenazesine gelen ailesinin tutumu, terapi sırasında Naoko’yu hiç yalnız bırakmayan, ona hep destek olan Reiko’nun Naoko’nun ölümünden sonra Vatanabe ile birlikte olması….  gibi anlamsız bulduğum pek çok yer oldu.

Çok merak ediyorsanız okunabilir ama naçizane fikrim, merak edilecek bir kitap olmadığı yönünde.

# #

Yazar: Haruki Murakami

Doğan Kitap

Çev: Nihan Önol

Sayfa sayısı: 349

İki ya da üç kitabı aynı anda okumam genelde. Hangi kitaba başlamışsam devam eder, bitirinceye kadar elimden bırakmam. Gitmiyorsa ertelerim. Ama “Tutunamayanlar”  724 sayfa olunca başka şeyler de okumak istedim. “Sana Hiç Elveda Demedim ki”, ertelediğim kitaplardandı. Okuyamayacağımı anlayıp zorlamanın anlamı yok deyip bırakmıştım. Bitirdim ancak istediğim tadı alamadım.

Tam evlilik arifesindeyken eski sevgilisini unutamadığını anlayan ve yapacağı evlilikten vazgeçen Hande’nin hikayesi anlatılıyor kitapta. Benim için tam bir zaman kaybı oldu. Tavsiye edebileceğim bir kitap değil.

Durup durup Türk Edebiyatı klasiklerine aşeriyorum. Onların verdiği tadı hiçbir kitap vermiyor sanki. Bir de okuma listemdeki Ahmet Ümit’in “İstanbul Hatırası” ve H.Murakami’nin “İmkansızın Şarkısı” adlı kitaplarını çok merak ediyorum. İlk fırsatta okumalı.

# #

Yazar: Sevim Asımgil

Lacivert Kitap

Sayfa sayısı: 220

Bu kitap hakkında bildiğim tek şey arka kapağında okuduğum dört cümleydi. Böyle olması daha iyi diye düşünüyorum çünkü bir kitabın reklamı ne kadar çok yapılmışsa, o kitabı okumak için ben ne kadar çok yanıp tutuşmuşsam, kitap bittikten sonraki hayal kırıklığım o kadar fazla oluyor.

Yazarımız Oğuz Saygın, 1996 yılında Anthony Robbins’in “Sınırsız Güç” adlı kitabını okur ve bu kitapla birlikte hayatında yeni bir sayfa açmaya karar verir. Hedefine ulaşabilmek ve hayallerini gerçekleştirebilmek için uzun bir yolculuğa çıkar. Deneyimlerini, başarılarını, başarısızlıklarını, öğrendiklerini bu kitapta bizimle paylaşır.

Kitapta Oğuz Saygın’ı, “Okul hayatından sonra hiç alışık olmadığı hayat okuluna atılan ve sırası ile şoförlük, pazarlamacılık, masa tenisi antrenörlüğü, turizmcilik, matematik öğretmenliği işleriyle meşgul olan ve sonunda hep hayalini kurduğu danışmanlık şirketini açarak hedefine ulaşan mutlu bir insan” olarak tanıyoruz. “Eğer dünyada bir insan bir işi başarabiliyorsa, bunu herkes başarabilir.” diyen Oğuz Saygın, belli ki Negatif Limanlardan Pozitif Sulara doğru çıktığı bu uzun soluklu yolculuğu başarıyla tamamlamış.

İnsanı pozitif düşünceyle dolduran, her ne olursa olsun tekrar ve tekrar başlanabileceğini, hiçbir şey için geç olmadığını anlatan kitapları seviyorum. İşin güzel yanı, kurallar koymamış “Negatif Limanlardan Pozitif Sulara”. Şunu yapın, bunu yapın gibi öğütlerle insanı bunaltmıyor. Yumuşak dili ve hayatın içinden verdiği örneklerle okuyucuyu sarıp sarmalıyor. İnsan psikolojisini irdeleyen, iç sesimizi dinlememizi sağlayan, düşündürüp sorular sorduran ve bunu yaparken sıkmayan bu eseri herkese tavsiye ediyorum.

Her ne olursa olsun, yeniden, yeniden ve yeniden başlamak isteyen herkese…

# #

Yazar: Oğuz Saygın

Empati Yay.

65. Baskı

Sayfa sayısı: 150

Etiket Bulutu

Follow

Get every new post delivered to your Inbox.