<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	xmlns:georss="http://www.georss.org/georss" xmlns:geo="http://www.w3.org/2003/01/geo/wgs84_pos#" xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/"
	>

<channel>
	<title>Sanem&#039;in Penceresi</title>
	<atom:link href="http://saneminpenceresi.wordpress.com/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://saneminpenceresi.wordpress.com</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Wed, 09 Mar 2011 22:16:03 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.com/</generator>
<cloud domain='saneminpenceresi.wordpress.com' port='80' path='/?rsscloud=notify' registerProcedure='' protocol='http-post' />
<image>
		<url>http://s2.wp.com/i/buttonw-com.png</url>
		<title>Sanem&#039;in Penceresi</title>
		<link>http://saneminpenceresi.wordpress.com</link>
	</image>
	<atom:link rel="search" type="application/opensearchdescription+xml" href="http://saneminpenceresi.wordpress.com/osd.xml" title="Sanem&#039;in Penceresi" />
	<atom:link rel='hub' href='http://saneminpenceresi.wordpress.com/?pushpress=hub'/>
		<item>
		<title>İnsan Ne İle Yaşar</title>
		<link>http://saneminpenceresi.wordpress.com/2011/02/18/insan-ne-ile-yasar/</link>
		<comments>http://saneminpenceresi.wordpress.com/2011/02/18/insan-ne-ile-yasar/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 17 Feb 2011 11:32:15 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Sanem</dc:creator>
				<category><![CDATA[Lev N.TOLSTOY]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://saneminpenceresi.wordpress.com/?p=263</guid>
		<description><![CDATA[“Simon, ailesiyle küçük bir barakada yaşıyor, ekmeğini ayakkabıcılık yaparak kazanıyordu. Malsız-mülksüz bir adamdı. İşi fazla para kazandırmıyordu ve geçim darlığı içindeydi. Kazandığı boğazlarına anca yetiyordu. Bütün kış boyunca karısıyla koyun derisi kürkü ortak kullanmışlardı ama onun da yüzüne bakılır yanı kalmamış, eskiyip yıpranmıştı. Yeni bir kürk almak için iki yıldır para biriktiriyordu. Kış gelip dayanmadan [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=saneminpenceresi.wordpress.com&amp;blog=1398505&amp;post=263&amp;subd=saneminpenceresi&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://saneminpenceresi.files.wordpress.com/2011/03/2.jpg"><img class="alignleft size-thumbnail wp-image-264" title="2" src="http://saneminpenceresi.files.wordpress.com/2011/03/2.jpg?w=121&#038;h=171" alt="" width="121" height="171" /></a></p>
<p><em>“Simon, ailesiyle küçük bir barakada yaşıyor, ekmeğini ayakkabıcılık yaparak kazanıyordu. Malsız-mülksüz bir adamdı. İşi fazla para kazandırmıyordu ve geçim darlığı içindeydi. Kazandığı boğazlarına anca yetiyordu. Bütün kış boyunca karısıyla koyun derisi kürkü ortak kullanmışlardı ama onun da yüzüne bakılır yanı kalmamış, eskiyip yıpranmıştı. Yeni bir kürk almak için iki yıldır para biriktiriyordu. Kış gelip dayanmadan önce, az da olsa biraz para biriktirmişti. Kumbarasında üç ruble vardı. Köy sakinleri de Simon’a beş ruble, yirmi kapik borçluydu.”</em></p>
<p>Bu dizelerle başlıyor kitap.</p>
<p>Uzun süredir bir kitaptan böyle bir tat alabilmeyi, okumanın yanında, kitabı yaşayabilmeyi diliyordum. Soğuk kış gecelerinde, yanında bir fincan çay ile tadından yenmez hale gelen enfes bir esermiş meğer <em>İnsan Ne İle</em> <em>Yaşar</em>.</p>
<p>Kitap<em>, İnsan Ne İle Yaşar</em>, <em>İnsanın Ne Kadar Toprağa İhtiyacı Var</em>, <em>Bey İle Uşağı</em> adlı üç farklı hikayeden oluşuyor. Hikayeler farklı ama birbirini bütünlüyor.</p>
<p>Hepsi de insanoğlunun açgözlülüğü üzerine yazılmış. Elindekiyle yetinmesini bilmeyen insanın içine düştüğü durumla alay ediyor Tolstoy. Atalarımızın deyimiyle,  “Midyat’a pirince giderken evdeki bulgurdan olan”  kahramanlar var kitapta. Anlatım öyle güzel ki, sayfaları aralamaya başladığınız zaman, adeta kanlı canlı insanlara dönüşüveren kahramanlar bunlar. Benden söylemesi.</p>
<p>Tam bir kış kitabı olan <em>İnsan Ne İle Yaşar’ı</em> okuyunca, Tolstoy’un başka kitaplarını da okuma isteği uyandı içimde.</p>
<p><strong># #</strong></p>
<p>Yazar: Lev N.Tolstoy</p>
<p>Oda Yay.</p>
<p>Sayfa sayısı: 94</p>
<br />Filed under: <a href='http://saneminpenceresi.wordpress.com/category/lev-n-tolstoy-2/'>Lev N.TOLSTOY</a>  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/saneminpenceresi.wordpress.com/263/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/saneminpenceresi.wordpress.com/263/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/saneminpenceresi.wordpress.com/263/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/saneminpenceresi.wordpress.com/263/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/saneminpenceresi.wordpress.com/263/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/saneminpenceresi.wordpress.com/263/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/saneminpenceresi.wordpress.com/263/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/saneminpenceresi.wordpress.com/263/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/saneminpenceresi.wordpress.com/263/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/saneminpenceresi.wordpress.com/263/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/saneminpenceresi.wordpress.com/263/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/saneminpenceresi.wordpress.com/263/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/saneminpenceresi.wordpress.com/263/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/saneminpenceresi.wordpress.com/263/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=saneminpenceresi.wordpress.com&amp;blog=1398505&amp;post=263&amp;subd=saneminpenceresi&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://saneminpenceresi.wordpress.com/2011/02/18/insan-ne-ile-yasar/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://1.gravatar.com/avatar/1b277d90774bc8af652ea3db8c2ca248?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">Sanem</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://saneminpenceresi.files.wordpress.com/2011/03/2.jpg?w=100" medium="image">
			<media:title type="html">2</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>İmkansızın Şarkısı</title>
		<link>http://saneminpenceresi.wordpress.com/2011/02/11/imkansizin-sarkisi/</link>
		<comments>http://saneminpenceresi.wordpress.com/2011/02/11/imkansizin-sarkisi/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 10 Feb 2011 21:22:27 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Sanem</dc:creator>
				<category><![CDATA[Haruki MURAKAMİ]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://saneminpenceresi.wordpress.com/?p=258</guid>
		<description><![CDATA[Kitabın ilk dört sayfasındaki doğa betimlemeleri,  Vatanabe ve Naoko’nun bir yere varmayı düşünmeksizin yaptıkları uzun, çok uzun yürüyüşler… Kitap hafızamda sadece bu sayfaların bana hissettirdikleriyle kalsın istiyorum. Çünkü bu anlatılanlardan ileriye gittikçe ne yazık ki ilk sayfaların büyüsü silindi gitti. “Aradan geçen on sekiz yıla karşın o çayırlar hala o gün gibi gözlerimin önünde. Günlerdir [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=saneminpenceresi.wordpress.com&amp;blog=1398505&amp;post=258&amp;subd=saneminpenceresi&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://saneminpenceresi.files.wordpress.com/2011/03/9752932169b.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-259" title="9752932169b" src="http://saneminpenceresi.files.wordpress.com/2011/03/9752932169b.jpg?w=134&#038;h=180" alt="" width="134" height="180" /></a></p>
<p>Kitabın ilk dört sayfasındaki doğa betimlemeleri,  Vatanabe ve Naoko’nun bir yere varmayı düşünmeksizin yaptıkları uzun, çok uzun yürüyüşler… Kitap hafızamda sadece bu sayfaların bana hissettirdikleriyle kalsın istiyorum. Çünkü bu anlatılanlardan ileriye gittikçe ne yazık ki ilk sayfaların büyüsü silindi gitti.</p>
<p><em>“Aradan geçen on sekiz yıla karşın o çayırlar hala o gün gibi gözlerimin önünde. Günlerdir süren incecik yağmurun yazın tozundan arındırdığı çıplak dağ, göz alıcı koyu yeşil renkteydi. Kasım rüzgarı, çevredeki susuki otlarını dalgalandırıyordu. Buz mavisi gökyüzündeyse bulutlar, çok yükseklere iplik iplik dağılıyordu. Uçsuz bucaksız gök kubbe göz kamaştırıcıydı. Rüzgar, çayırı boydan boya geçiyor ve saçlarını hafifçe yaladıktan sonra ormanın içinde yok oluyordu. Ağaçların tepesinde yapraklar hışırdıyordu. Uzaklardan bir köpeğin havladığını duyuyordum. Boğuk bir havlamaydı bu. Belli belirsiz işitilen, sanki farklı bir dünyadan geliyordu. Başka hiçbir şey duymuyordum. Hiçbir şey görmüyordum. Varlığımızdan ürkerek orman yönünde uçup giden iki kızıl kuştan başka. Yürürken Naoko bana kuyu öyküsünü anlatıyordu.”</em></p>
<p>Vatanabe ve Naoko adlı iki gencin arasındaki platonik ve kısır döngüyle çevrili bir aşk var kitapta. Yer yer romantik, sancılı, çoğu zaman anlaşılmaz bir hikaye&#8230;</p>
<p>Çok sevdikleri ve yanlarından hiç ayrılmayan Kizuki adlı arkadaşlarının hiç sebepsiz, birdenbire intihar etmesi, terapi gören Naoko’nun, gelişme kaydettiğini, iyileşme yolunda hızla ilerlediğini öğrenirken, Naoko’nun da aniden kendini asarak yaşamına son vermesi, Naoko’nun cenazesine gelen ailesinin tutumu, terapi sırasında Naoko’yu hiç yalnız bırakmayan, ona hep destek olan Reiko’nun Naoko’nun ölümünden sonra Vatanabe ile birlikte olması&#8230;.  gibi anlamsız bulduğum pek çok yer oldu.</p>
<p>Çok merak ediyorsanız okunabilir ama naçizane fikrim, merak edilecek bir kitap olmadığı yönünde.</p>
<p><strong># #</strong></p>
<p>Yazar: Haruki Murakami</p>
<p>Doğan Kitap</p>
<p>Çev: Nihan Önol</p>
<p>Sayfa sayısı: 349</p>
<br />Filed under: <a href='http://saneminpenceresi.wordpress.com/category/haruki-murakami/'>Haruki MURAKAMİ</a>  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/saneminpenceresi.wordpress.com/258/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/saneminpenceresi.wordpress.com/258/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/saneminpenceresi.wordpress.com/258/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/saneminpenceresi.wordpress.com/258/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/saneminpenceresi.wordpress.com/258/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/saneminpenceresi.wordpress.com/258/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/saneminpenceresi.wordpress.com/258/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/saneminpenceresi.wordpress.com/258/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/saneminpenceresi.wordpress.com/258/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/saneminpenceresi.wordpress.com/258/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/saneminpenceresi.wordpress.com/258/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/saneminpenceresi.wordpress.com/258/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/saneminpenceresi.wordpress.com/258/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/saneminpenceresi.wordpress.com/258/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=saneminpenceresi.wordpress.com&amp;blog=1398505&amp;post=258&amp;subd=saneminpenceresi&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://saneminpenceresi.wordpress.com/2011/02/11/imkansizin-sarkisi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://1.gravatar.com/avatar/1b277d90774bc8af652ea3db8c2ca248?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">Sanem</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://saneminpenceresi.files.wordpress.com/2011/03/9752932169b.jpg?w=204" medium="image">
			<media:title type="html">9752932169b</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Sana Hiç Elveda Demedim ki</title>
		<link>http://saneminpenceresi.wordpress.com/2011/01/18/sana-hic-elveda-demedim-ki/</link>
		<comments>http://saneminpenceresi.wordpress.com/2011/01/18/sana-hic-elveda-demedim-ki/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 17 Jan 2011 12:45:25 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Sanem</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sevim ASIMGİL]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://saneminpenceresi.wordpress.com/?p=332</guid>
		<description><![CDATA[İki ya da üç kitabı aynı anda okumam genelde. Hangi kitaba başlamışsam devam eder, bitirinceye kadar elimden bırakmam. Gitmiyorsa ertelerim. Ama “Tutunamayanlar”  724 sayfa olunca başka şeyler de okumak istedim. “Sana Hiç Elveda Demedim ki”, ertelediğim kitaplardandı. Okuyamayacağımı anlayıp zorlamanın anlamı yok deyip bırakmıştım. Bitirdim ancak istediğim tadı alamadım. Tam evlilik arifesindeyken eski sevgilisini unutamadığını [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=saneminpenceresi.wordpress.com&amp;blog=1398505&amp;post=332&amp;subd=saneminpenceresi&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://saneminpenceresi.files.wordpress.com/2011/03/22.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-333" title="22" src="http://saneminpenceresi.files.wordpress.com/2011/03/22.jpg?w=540" alt=""   /></a></p>
<p>İki ya da üç kitabı aynı anda okumam genelde. Hangi kitaba başlamışsam devam eder, bitirinceye kadar elimden bırakmam. Gitmiyorsa ertelerim. Ama “<em>Tutunamayanlar”</em>  724 sayfa olunca başka şeyler de okumak istedim. “<em>Sana Hiç</em> <em>Elveda Demedim ki”</em>, ertelediğim kitaplardandı. Okuyamayacağımı anlayıp zorlamanın anlamı yok deyip bırakmıştım. Bitirdim ancak istediğim tadı alamadım.</p>
<p>Tam evlilik arifesindeyken eski sevgilisini unutamadığını anlayan ve yapacağı evlilikten vazgeçen Hande’nin hikayesi anlatılıyor kitapta. Benim için tam bir zaman kaybı oldu. Tavsiye edebileceğim bir kitap değil.</p>
<p>Durup durup Türk Edebiyatı klasiklerine aşeriyorum. Onların verdiği tadı hiçbir kitap vermiyor sanki. Bir de okuma listemdeki Ahmet Ümit’in “<em>İstanbul Hatırası”</em> ve H.Murakami’nin “<em>İmkansızın</em> <em>Şarkısı”</em> adlı kitaplarını çok merak ediyorum. İlk fırsatta okumalı.</p>
<p><strong># #</strong></p>
<p>Yazar: Sevim Asımgil</p>
<p>Lacivert Kitap</p>
<p>Sayfa sayısı: 220</p>
<br />Filed under: <a href='http://saneminpenceresi.wordpress.com/category/sevim-asimgil/'>Sevim ASIMGİL</a>  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/saneminpenceresi.wordpress.com/332/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/saneminpenceresi.wordpress.com/332/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/saneminpenceresi.wordpress.com/332/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/saneminpenceresi.wordpress.com/332/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/saneminpenceresi.wordpress.com/332/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/saneminpenceresi.wordpress.com/332/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/saneminpenceresi.wordpress.com/332/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/saneminpenceresi.wordpress.com/332/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/saneminpenceresi.wordpress.com/332/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/saneminpenceresi.wordpress.com/332/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/saneminpenceresi.wordpress.com/332/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/saneminpenceresi.wordpress.com/332/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/saneminpenceresi.wordpress.com/332/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/saneminpenceresi.wordpress.com/332/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=saneminpenceresi.wordpress.com&amp;blog=1398505&amp;post=332&amp;subd=saneminpenceresi&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://saneminpenceresi.wordpress.com/2011/01/18/sana-hic-elveda-demedim-ki/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://1.gravatar.com/avatar/1b277d90774bc8af652ea3db8c2ca248?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">Sanem</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://saneminpenceresi.files.wordpress.com/2011/03/22.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">22</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Negatif Limanlardan Pozitif Sulara</title>
		<link>http://saneminpenceresi.wordpress.com/2010/12/28/negatif-limanlardan-pozitif-sulara/</link>
		<comments>http://saneminpenceresi.wordpress.com/2010/12/28/negatif-limanlardan-pozitif-sulara/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 27 Dec 2010 12:22:12 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Sanem</dc:creator>
				<category><![CDATA[Oğuz SAYGIN]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://saneminpenceresi.wordpress.com/?p=320</guid>
		<description><![CDATA[Bu kitap hakkında bildiğim tek şey arka kapağında okuduğum dört cümleydi. Böyle olması daha iyi diye düşünüyorum çünkü bir kitabın reklamı ne kadar çok yapılmışsa, o kitabı okumak için ben ne kadar çok yanıp tutuşmuşsam, kitap bittikten sonraki hayal kırıklığım o kadar fazla oluyor. Yazarımız Oğuz Saygın, 1996 yılında Anthony Robbins’in “Sınırsız Güç” adlı kitabını [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=saneminpenceresi.wordpress.com&amp;blog=1398505&amp;post=320&amp;subd=saneminpenceresi&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://saneminpenceresi.files.wordpress.com/2011/03/18.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-321" title="18" src="http://saneminpenceresi.files.wordpress.com/2011/03/18.jpg?w=540" alt=""   /></a></p>
<p>Bu kitap hakkında bildiğim tek şey arka kapağında okuduğum dört cümleydi. Böyle olması daha iyi diye düşünüyorum çünkü bir kitabın reklamı ne kadar çok yapılmışsa, o kitabı okumak için ben ne kadar çok yanıp tutuşmuşsam, kitap bittikten sonraki hayal kırıklığım o kadar fazla oluyor.</p>
<p>Yazarımız Oğuz Saygın, 1996 yılında Anthony Robbins’in “Sınırsız Güç” adlı kitabını okur ve bu kitapla birlikte hayatında yeni bir sayfa açmaya karar verir. Hedefine ulaşabilmek ve hayallerini gerçekleştirebilmek için uzun bir yolculuğa çıkar. Deneyimlerini, başarılarını, başarısızlıklarını, öğrendiklerini bu kitapta bizimle paylaşır.</p>
<p>Kitapta Oğuz Saygın’ı, “Okul hayatından sonra hiç alışık olmadığı hayat okuluna atılan ve sırası ile şoförlük, pazarlamacılık, masa tenisi antrenörlüğü, turizmcilik, matematik öğretmenliği işleriyle meşgul olan ve sonunda hep hayalini kurduğu danışmanlık şirketini açarak hedefine ulaşan mutlu bir insan” olarak tanıyoruz. <em>“Eğer dünyada bir insan bir işi başarabiliyorsa, bunu herkes başarabilir.” </em>diyen Oğuz Saygın, belli ki<em> </em>Negatif Limanlardan Pozitif Sulara doğru çıktığı bu uzun soluklu yolculuğu başarıyla tamamlamış.</p>
<p>İnsanı pozitif düşünceyle dolduran, her ne olursa olsun tekrar ve tekrar başlanabileceğini, hiçbir şey için geç olmadığını anlatan kitapları seviyorum. İşin güzel yanı, kurallar koymamış “Negatif Limanlardan Pozitif Sulara”. Şunu yapın, bunu yapın gibi öğütlerle insanı bunaltmıyor. Yumuşak dili ve hayatın içinden verdiği örneklerle okuyucuyu sarıp sarmalıyor. İnsan psikolojisini irdeleyen, iç sesimizi dinlememizi sağlayan, düşündürüp sorular sorduran ve bunu yaparken sıkmayan bu eseri herkese tavsiye ediyorum.</p>
<p>Her ne olursa olsun, yeniden, yeniden ve yeniden başlamak isteyen herkese…</p>
<p><strong><em># #</em></strong></p>
<p>Yazar: Oğuz Saygın</p>
<p>Empati Yay.</p>
<p>65. Baskı</p>
<p>Sayfa sayısı: 150</p>
<br />Filed under: <a href='http://saneminpenceresi.wordpress.com/category/oguz-saygin-2/'>Oğuz SAYGIN</a>  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/saneminpenceresi.wordpress.com/320/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/saneminpenceresi.wordpress.com/320/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/saneminpenceresi.wordpress.com/320/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/saneminpenceresi.wordpress.com/320/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/saneminpenceresi.wordpress.com/320/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/saneminpenceresi.wordpress.com/320/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/saneminpenceresi.wordpress.com/320/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/saneminpenceresi.wordpress.com/320/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/saneminpenceresi.wordpress.com/320/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/saneminpenceresi.wordpress.com/320/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/saneminpenceresi.wordpress.com/320/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/saneminpenceresi.wordpress.com/320/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/saneminpenceresi.wordpress.com/320/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/saneminpenceresi.wordpress.com/320/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=saneminpenceresi.wordpress.com&amp;blog=1398505&amp;post=320&amp;subd=saneminpenceresi&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://saneminpenceresi.wordpress.com/2010/12/28/negatif-limanlardan-pozitif-sulara/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://1.gravatar.com/avatar/1b277d90774bc8af652ea3db8c2ca248?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">Sanem</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://saneminpenceresi.files.wordpress.com/2011/03/18.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">18</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Kirpinin Zarafeti</title>
		<link>http://saneminpenceresi.wordpress.com/2010/12/13/kirpinin-zarafeti/</link>
		<comments>http://saneminpenceresi.wordpress.com/2010/12/13/kirpinin-zarafeti/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 12 Dec 2010 11:56:43 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Sanem</dc:creator>
				<category><![CDATA[Muriel BARBERY]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://saneminpenceresi.wordpress.com/?p=289</guid>
		<description><![CDATA[Çok istemiştim bu kitabı okumayı. Yavaş yavaş, sabırla katettim sayfaları. Sabırla diyorum çünkü ne yazık ki ilk 47 sayfa benim için çok uzun sürdü. Bitiremeyeceğimi düşünmeye başladım. Tam umutsuzluğa kapılıyordum ki, bir şeyler oldu. Hikaye kıpırdanıp dile gelmeye başladı. İstediğim şey oluyordu. Bundan sonra, ben ve Kirpinin Zarafeti, ağır ağır, döne döne, kıvrıla kıvrıla, geceden [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=saneminpenceresi.wordpress.com&amp;blog=1398505&amp;post=289&amp;subd=saneminpenceresi&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://saneminpenceresi.files.wordpress.com/2011/03/8.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-290" title="8" src="http://saneminpenceresi.files.wordpress.com/2011/03/8.jpg?w=540" alt=""   /></a></p>
<p>Çok istemiştim bu kitabı okumayı. Yavaş yavaş, sabırla katettim sayfaları. Sabırla diyorum çünkü ne yazık ki ilk 47 sayfa benim için çok uzun sürdü. Bitiremeyeceğimi düşünmeye başladım. Tam umutsuzluğa kapılıyordum ki, bir şeyler oldu. Hikaye kıpırdanıp dile gelmeye başladı. İstediğim şey oluyordu. Bundan sonra, ben ve Kirpinin Zarafeti, ağır ağır, döne döne, kıvrıla kıvrıla, geceden gündüze, gündüzden geceye bir bütün oluverdik.</p>
<p>Güzeldi.</p>
<p>Sayesinde hoş, keyifli saatler geçirebildiğim bir roman okumuş oldum.</p>
<p><strong>Renee:</strong> Grenelle Sokağı 7 numaradaki apartmanın kapıcılığını yapan bir bayan. Lev adındaki tombiş kedisiyle yaşıyor mütevazi evinde. Japon sinemasına ve Rus Edebiyatına tutkun. Tam bir kitap kurdu.</p>
<p><strong>Paloma:</strong> Aynı apartman sakinlerinden, varlık içinde yaşayan, mutsuz, 12 yaşında bir kız çocuğu. İster zengin, ister fakir olsun, tüm insanların eninde sonunda varacakları yerin <em>balık kavanozunun dibi</em> olduğunu bildiğini söyleyen, “o halde yaşamanın ne anlamı var” diyen Paloma, 13. yaş gününde intihar etmeyi planlıyor.</p>
<p><strong>Manuela:</strong> Renee’nin tek dostu. Haftanın 2 günü kendi elleriyle hazırladığı enfes kurabiyelerle beraber Renee’yi ziyarete geliyor. Manuela ve Renee, Salı ve perşembeleri, kurabiyeler ve iki fincan çay eşliğinde yerine hiçbirşeyi koyamayacakları, hiçbirşeye değişmeyecekleri harika birkaç saat geçiriyorlar. Bunu adeta bir ritüele dönüştürmüş durumdalar.</p>
<p><strong>Bay Ozu:</strong> Apartmana yeni taşınan kibar Japon beyefendi.</p>
<p>Romanı, Renee ve Paloma’nın günlüklerinden dönüşümlü olarak okuyoruz.</p>
<p>Apartmanda küçük tesadüfler gelişmeye başlar. Paloma ile Bay Ozu tanışır önce ve Bay Ozu ile Renee ve Manuela karşılaşır. Sonra da Paloma ve Renee tanışınca, sevimli kadro tamamlanmış olur. Paloma ve Renee’nin günlüklerinden, önceleri diğer apartman sakinlerini de dinlerken, bu apartman sakinleri arka fonda birer silüet halini alıverirler. Ve bu güzel hikayeyi Paloma, Renee, Manuela ve Bay Ozu’dan oluşan dörtlü sırtlanır.</p>
<p>Felsefeye ilgi duyan, sayfalar arasında gezinirken farklı bir lezzet almak isteyen herkese tavsiye ederim.</p>
<p><strong>Alıntılar:  </strong></p>
<p><em>&#8220;Ters olan şey, çocukların yetişkinlerin nutuklarına inanmaları ve yetişkin olduklarında kendi çocuklarını aldatarak intikam almalarıdır. “Hayatın bir anlamı vardır ve bunu da büyükler bilir” lafı herkesin inanmak zorunda kaldığı evrensel bir yalandır. Yetişkin olup da bunun yanlış olduğu anlaşıldığında artık vakit çok geçtir. Sır dokunulmadan kalır ama kullanılabilecek bütün enerji de uzun süredir salakça faaliyetlerle saçılıp savrulmuştur. Geriye kalan ise kişinin kendi yaşamına hiçbir anlam bulamamasını maskelemeye çalışarak kendini uyuşturmasıdır</em>.&#8221;<em> (Renee)</em></p>
<p><em>&#8220;İnsanlar yıldızların peşinden koştuklarını sanırlar; ama sonları bir kavanozun içindeki kırmızı balık gibidir. Çocuklara yaşamın saçma olduğunu daha en baştan öğretmek daha basit olmaz mı diye kendi kendime düşünüp dururum. Bu, çocukluğun birkaç güzel anını yok etse de yetişkinlikte önemli bir zaman kazancı olur. En azından bir travmadan, kavanoz travmasından kurtulmak ise cabası.&#8221; (Renee)</em></p>
<p><em> </em></p>
<p><em>&#8220;Buna rağmen, bütün bu şansa ve bütün bu zenginliğe rağmen, varılacak nihai yerin balık kavanozu olduğunu çok uzun süredir biliyorum. Nereden mi biliyorum? Muhtemelen çok zekiyim.&#8221; (Paloma) </em></p>
<p><em> </em></p>
<p><em>&#8220;Dışarda dünya uğulduyor ya da uyukluyor. Savaşlar patlak veriyor. İnsanlar yaşayıp ölüyor, uluslar yok oluyor, bir süre sonra batacak başka uluslar doğuyor. Bütün bu gürültü ve öfke içinde bu taşkınlar ve bu çatlamalar içinde dünya yol alıyor, tutuşuyor, parçalanıyor ve yeniden doğuyor. İnsan yaşamı ise çırpınıp duruyor. </em></p>
<p><em>O halde bir fincan çay içelim.&#8221; (Renee)</em></p>
<p><em> </em></p>
<div>
<p><em>&#8220;Çayın önemsiz bir içecek olmadığını biliyorum. Bir ritüel halini aldığında küçük şeylerdeki büyüklüğü görme yeteneğinin merkezini o oluşturur. Güzellik nerededir. Diğerleri gibi ölmeye mahkum büyük şeylerin içinde mi, yoksa hiçbir iddiada bulunmadan anın içine bir sonsuzluk tomurcuğu yerleştirmeyi bilen küçük şeylerde mi? &#8220;(Renee)</em></p>
<p><em> </em></p>
<p><em>&#8220;Sabah kahvaltısında ne okuduğunu söyle bana,</em><em></em></p>
<p><em>Ne gördüğünü.</em></p>
<p><em>Bileyim ben de kim olduğunu. &#8220;(Renee)</em></p>
<p><em> </em></p>
<p><em>&#8220;Yarının daima bugün olduğunu görmüyor musunuz?&#8221; (Renee)</em></p>
<p><em>Sonra bizzat düşününce Kakuro’nun Rus kayınlarından bahsederken hissettiğim o sevinci aniden kısmen anladım. Ağaçlardan, herhangi bir ağaçtan söz edildiğinde de aynı etki oluyor: Çiftlik avlusundaki ıhlamur ağacı, eski tahıl ambarının ardındaki meşe, artık yok olmuş büyük karaağaçlar, rüzgarlı bayırlar boyunca rüzgarın eğdiği açmalar, vb. Ağaçları sevme yeteneğinde çok fazla insanlık vardır. İlk büyülenmelerimize duyduğumuz özlem vardır. Doğanın bağrında kendini bunca anlamsız hissetmenin büyük gücü vardır. Evet, bu işte.&#8221; (Renee)</em></p>
<p><em> </em><em>&#8220;</em><em>Sürekli arzulamak çok bitkinlik vericidir. Bir süre sonra arayışsız bir zevke özlem duyarız. Güzelliğin amaç ya da proje değil, doğamızın bizzat gerçekliği olacağı, ne başlayacak ne bitecek bir mutluluk durumu arzularız. İşte bu durum, sanattır. &#8220;(Renee)</em></p>
</div>
<p><em> <strong># #</strong></em></p>
<p>Yazar: Muriel Barbery</p>
<p>3. basım</p>
<p>Turkuvaz Kitap</p>
<p>Çev.: Işık Ergüden</p>
<p>Sayfa sayısı: 280</p>
<br />Filed under: <a href='http://saneminpenceresi.wordpress.com/category/muriel-barbery-2/'>Muriel BARBERY</a>  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/saneminpenceresi.wordpress.com/289/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/saneminpenceresi.wordpress.com/289/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/saneminpenceresi.wordpress.com/289/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/saneminpenceresi.wordpress.com/289/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/saneminpenceresi.wordpress.com/289/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/saneminpenceresi.wordpress.com/289/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/saneminpenceresi.wordpress.com/289/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/saneminpenceresi.wordpress.com/289/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/saneminpenceresi.wordpress.com/289/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/saneminpenceresi.wordpress.com/289/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/saneminpenceresi.wordpress.com/289/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/saneminpenceresi.wordpress.com/289/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/saneminpenceresi.wordpress.com/289/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/saneminpenceresi.wordpress.com/289/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=saneminpenceresi.wordpress.com&amp;blog=1398505&amp;post=289&amp;subd=saneminpenceresi&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://saneminpenceresi.wordpress.com/2010/12/13/kirpinin-zarafeti/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://1.gravatar.com/avatar/1b277d90774bc8af652ea3db8c2ca248?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">Sanem</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://saneminpenceresi.files.wordpress.com/2011/03/8.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">8</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Ateşten Gömlek</title>
		<link>http://saneminpenceresi.wordpress.com/2010/12/03/atesten-gomlek/</link>
		<comments>http://saneminpenceresi.wordpress.com/2010/12/03/atesten-gomlek/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 02 Dec 2010 18:49:57 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Sanem</dc:creator>
				<category><![CDATA[Halide Edip ADIVAR]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://saneminpenceresi.wordpress.com/?p=179</guid>
		<description><![CDATA[Kurtuluş Savaşı  yıllarında, milli mücadelenin tüm hızıyla devam ettiği dönemde Halide Edip Adıvar’ın yazdığı bir roman Ateşten Gömlek.  Bir yanda Anadolu’yu yabancıların boyunduruğu altına sokmak, manda yönetimini kabul ettirebilmek için çabalayan güçler; diğer yanda yurdu düşman işgalinden kurtarmaya çalışan, bunu yaparken de ulusun kurtuluşunun ancak yine ulusun ellerinde olduğuna inanan milli mücadele birlikleri… Kuva-i Milliye’de [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=saneminpenceresi.wordpress.com&amp;blog=1398505&amp;post=179&amp;subd=saneminpenceresi&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://saneminpenceresi.files.wordpress.com/2011/03/sku62959.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-180" title="SKU62959" src="http://saneminpenceresi.files.wordpress.com/2011/03/sku62959.jpg?w=193&#038;h=300" alt="" width="193" height="300" /></a></p>
<p>Kurtuluş Savaşı  yıllarında, milli mücadelenin tüm hızıyla devam ettiği dönemde Halide Edip Adıvar’ın yazdığı bir roman Ateşten Gömlek.  Bir yanda Anadolu’yu yabancıların boyunduruğu altına sokmak, manda yönetimini kabul ettirebilmek için çabalayan güçler; diğer yanda yurdu düşman işgalinden kurtarmaya çalışan, bunu yaparken de ulusun kurtuluşunun ancak yine ulusun ellerinde olduğuna inanan milli mücadele birlikleri…</p>
<p>Kuva-i Milliye’de yer alan Peyami (dışişlerinde eski memur), İhsan (binbaşı) ve Ayşe (hemşire)romanın ana karakterleri…</p>
<p>İhsan ve Peyami  aynı kadına (Ayşe’ye) aşık olduklarında içlerine düştükleri durum ateşten bir gömleğe benzetilmiş ve Anadolu’nun düşman işgali altındaki zor durumuyla bağdaştırılmaya çalışılmış. Hummalı bir anlatımı var. Dili oldukça yorucu. Yazıldığı dönemi düşününce, Osmanlıca kelimelerin yoğun olması şaşırtıcı değil. Sayfa altlarında verilen Türkçe karşılıklarla anlamlarını öğrenmek  mümkün.</p>
<p>Vatan toprağının bütünlüğünü sağlamak için ne büyük zorlukların üstesinden gelindiğinin, şu anki bağımsızlığımızı kimlere borçlu olduğumuzun bir göstergesi  Ateşten Gömlek. Kurtuluş Savaşı üzerine yazılan ilk roman olması bakımından da büyük öneme sahip.<em></em></p>
<p>Yazar: H.Edip Adıvar</p>
<p>Can Yay.</p>
<p>Sayfa sayısı:  228</p>
<br />Filed under: <a href='http://saneminpenceresi.wordpress.com/category/halide-edip-adivar/'>Halide Edip ADIVAR</a>  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/saneminpenceresi.wordpress.com/179/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/saneminpenceresi.wordpress.com/179/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/saneminpenceresi.wordpress.com/179/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/saneminpenceresi.wordpress.com/179/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/saneminpenceresi.wordpress.com/179/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/saneminpenceresi.wordpress.com/179/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/saneminpenceresi.wordpress.com/179/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/saneminpenceresi.wordpress.com/179/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/saneminpenceresi.wordpress.com/179/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/saneminpenceresi.wordpress.com/179/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/saneminpenceresi.wordpress.com/179/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/saneminpenceresi.wordpress.com/179/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/saneminpenceresi.wordpress.com/179/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/saneminpenceresi.wordpress.com/179/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=saneminpenceresi.wordpress.com&amp;blog=1398505&amp;post=179&amp;subd=saneminpenceresi&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://saneminpenceresi.wordpress.com/2010/12/03/atesten-gomlek/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://1.gravatar.com/avatar/1b277d90774bc8af652ea3db8c2ca248?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">Sanem</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://saneminpenceresi.files.wordpress.com/2011/03/sku62959.jpg?w=193" medium="image">
			<media:title type="html">SKU62959</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Küçük Prens</title>
		<link>http://saneminpenceresi.wordpress.com/2010/10/08/kucuk-prens/</link>
		<comments>http://saneminpenceresi.wordpress.com/2010/10/08/kucuk-prens/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 07 Oct 2010 12:03:59 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Sanem</dc:creator>
				<category><![CDATA[Antoine De Saint EXUPERY]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://saneminpenceresi.wordpress.com/?p=295</guid>
		<description><![CDATA[Kitabın ilk sayfalarını küçük bir çocuğun ağzından dinliyoruz. Ressam olmak isteyen, bu konuda çok yetenekli olduğunu düşünen, ancak büyüklerin onun çizimlerini anlamamasına çok içerleyip resim çizmeyi bırakan bir çocuğun ağzından. O, bizi kitapta ilk karşılayan kişidir. Resim çizmeye çok meraklıdır. Yıllar önce fil yutmuş bir boğa yılanının resmini çizdiğinde, büyüklerin “bu bir boğa yılanı değil, [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=saneminpenceresi.wordpress.com&amp;blog=1398505&amp;post=295&amp;subd=saneminpenceresi&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://saneminpenceresi.files.wordpress.com/2011/03/10.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-296" title="10" src="http://saneminpenceresi.files.wordpress.com/2011/03/10.jpg?w=540" alt=""   /></a></p>
<p>Kitabın ilk sayfalarını küçük bir çocuğun ağzından dinliyoruz. Ressam olmak isteyen, bu konuda çok yetenekli olduğunu düşünen, ancak büyüklerin onun çizimlerini anlamamasına çok içerleyip resim çizmeyi bırakan bir çocuğun ağzından.</p>
<p>O, bizi kitapta ilk karşılayan kişidir. Resim çizmeye çok meraklıdır. Yıllar önce fil yutmuş bir boğa yılanının resmini çizdiğinde, büyüklerin <em>“bu bir boğa yılanı değil, bu bir şapka” </em>karşılıklarına israrla onun bir boğa yılanı olduğunu anlatmaya çalışır. Çabaları sonuçsuz kalınca resminin anlaşılmamasına çok kırılır, üzülür. Uçak kullanmayı öğrenmeye karar verir sonunda. Hemen hemen dünyanın her yerine uçar, değişik ülkelerde ciddi ve yetişkin insanlarla bir arada bulunur.  Büyüklere artık boğa yılanlarından, ormanlardan, yıldızlardan söz etmemeye, kendi değimiyle onların seviyesine inerek onların konuşmak istediklerini konuşmaya karar vermiştir.</p>
<p>Çıktığı yolculuklardan birinde uçağı bozulunca, uçsuz bucaksız Sahra Çölü’nde mahsur kalır. Kendisine sadece sekiz gün yetecek kadar suyu kalmıştır ve yalnızdır. Bir gün ne yapacağını bilemez halde yerde yatarken, yanına usulca bir çocuk yaklaşır ve kendisinden bir koyun resmi çizmesini ister. Çok şaşıran kazazedemiz, böylece yol arkadaşıyla tanışmış olur. Kendisinden koyun resmi çizmesini isteyen bu çocuğa Küçük Prens adını verir.</p>
<p>Başka bir gezegenden geldiğini ve en son dünya üzerine ayak bastığını iddia eden Küçük Prens, gördüklerini, duyduklarını arkadaşına anlatır. Hayal güçleri çok kuvvetli bu iki çocuk çok şey paylaşırlar ve birbirlerinden çok şey öğrenirler.</p>
<p>Kitabı okurken, iki küçük çocuk yanınızda konuşuyormuş ve siz de onları hem görüyor hem de duyuyormuş hissine kapılıyorsunuz. Sordukları sorular o kadar akıllıca, diyalogları o kadar net, sade ve naif ki… Bu iki küçüğün büyükleri anlayamadıklarından yakınmaları gülümsetiyor insanı. Büyüklerin sayılara takılıp kaldıklarına, çok önem verdiklerine değiniyorlar. Sayıların o kadar da önemli olmadığını, asıl bakılması gerekenin “öz” olduğunu anlatıyorlar. Sorumluluk almanın ne demek olduğunu ve insana neler kazandırdığını anlatıyorlar. Mutlu olmak için bakış açısının önemli olduğunu söylüyorlar. Mutluluğu yakalamak için büyüklerin attığı taklaların yersizliğine değiniyorlar. Sevginin gücünü vurguluyorlar.</p>
<p>İllüstrasyonlar kitabı daha eğlenceli hale getirmiş. Daha özenli yapılsaydı daha iyi olurdu diye düşündüm. Mesela Küçük Prens’in yüzünün daha net olmasını ve yüz ifadelerini algılamayı isterdim. Çocukken de böyle yapardım ben. Resimli bir kitabı okurken okuduğum hikayeyle çizilen resmi birleştirip ilişkilendirmeyi severdim.</p>
<p>Kitabın sayfalarında yolculuk yaparken, bir çocuk kitabı okuyormuş hissine kapılmıyorsunuz. Aksine büyümüş de küçülmüş Küçük Prens ve arkadaşının diyalogları sizi omuzlarınızdan tutup silkeliyor ve sizi kendinize getiriyor. Bakmayın onun adının Küçük Prens olduğuna. Biz büyüklerin ondan öğreneceği çok şey var.</p>
<p><strong># #</strong></p>
<p>Yazar:  Antoine de Saint Exupery</p>
<p>Çeviren:  Ekrem Aydıner</p>
<p>Nilüfer Yay.</p>
<p>Sayfa sayısı: 112</p>
<br />Filed under: <a href='http://saneminpenceresi.wordpress.com/category/antoine-de-saint-exupery-2/'>Antoine De Saint EXUPERY</a>  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/saneminpenceresi.wordpress.com/295/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/saneminpenceresi.wordpress.com/295/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/saneminpenceresi.wordpress.com/295/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/saneminpenceresi.wordpress.com/295/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/saneminpenceresi.wordpress.com/295/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/saneminpenceresi.wordpress.com/295/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/saneminpenceresi.wordpress.com/295/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/saneminpenceresi.wordpress.com/295/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/saneminpenceresi.wordpress.com/295/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/saneminpenceresi.wordpress.com/295/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/saneminpenceresi.wordpress.com/295/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/saneminpenceresi.wordpress.com/295/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/saneminpenceresi.wordpress.com/295/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/saneminpenceresi.wordpress.com/295/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=saneminpenceresi.wordpress.com&amp;blog=1398505&amp;post=295&amp;subd=saneminpenceresi&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://saneminpenceresi.wordpress.com/2010/10/08/kucuk-prens/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://1.gravatar.com/avatar/1b277d90774bc8af652ea3db8c2ca248?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">Sanem</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://saneminpenceresi.files.wordpress.com/2011/03/10.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">10</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Mış Gibi Yaşamlar</title>
		<link>http://saneminpenceresi.wordpress.com/2010/10/02/mis-gibi-yasamlar/</link>
		<comments>http://saneminpenceresi.wordpress.com/2010/10/02/mis-gibi-yasamlar/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 01 Oct 2010 12:15:30 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Sanem</dc:creator>
				<category><![CDATA[Doğan CÜCELOĞLU]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://saneminpenceresi.wordpress.com/?p=314</guid>
		<description><![CDATA[Yazarın “mış gibi” deyimini kullanarak anlatmaya çalıştığı, “öyle olmayan, ama öyle imiş gibi görünen insanlar, olaylar, kısaca “mış gibi” hayatlar…   Doğan Cüceloğlu, Doğan Bey ve Arif Bey adlı iki karakter oluşturmuş ve anlatmak istediklerini Arif Bey ve Doğan Bey arasındaki diyaloglarla vermiş.  Konuyu  kolay anlaşılır hale getirmek ve okuyucuyu sıkmadan anlatabilmek için bir sohbet [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=saneminpenceresi.wordpress.com&amp;blog=1398505&amp;post=314&amp;subd=saneminpenceresi&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://saneminpenceresi.files.wordpress.com/2011/03/16.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-315" title="16" src="http://saneminpenceresi.files.wordpress.com/2011/03/16.jpg?w=540" alt=""   /></a></p>
<p>Yazarın “mış gibi” deyimini kullanarak anlatmaya çalıştığı, “öyle olmayan, ama öyle imiş gibi görünen insanlar, olaylar, kısaca “mış gibi” hayatlar…  </p>
<p>Doğan Cüceloğlu, Doğan Bey ve Arif Bey adlı iki karakter oluşturmuş ve anlatmak istediklerini Arif Bey ve Doğan Bey arasındaki diyaloglarla vermiş.  Konuyu  kolay anlaşılır hale getirmek ve okuyucuyu sıkmadan anlatabilmek için bir sohbet havası yaratmış.  Bunu yaparken de çekirdekten başlamış. Aileden.. Sonra okula geçiş yapmış. Ardından değişik meslek gruplarına..</p>
<p>Anne, baba olan, ama annelik ve babalığın getirdiği sorumlulukları almayan, almak istemeyen, yazarın deyimiyle “anneymiş gibi” ya da “babaymış gibi” yapan bireyler, değinilen ilk grup. Sadece görünüşte ebeveyn olan, aslında ebeveynlik yapmayan, aile içi çatışmalara neden olan bireyler ve bu bireylerin yarattığı “aileymiş gibi” olan kurumlar…</p>
<p>Öğretmenlerin “mış gibi” olanlarından bahsediyor mesela ki bence bu da çok yerinde bir örnek.  Mesleğini hakkıyla yerine getirmeyen, öğrencilerine karşı alakasız, sorumsuz, pek çok örneğini çevremizde de görebileceğimiz öğretmenlerden… Yani öğretmenmiş gibi yapanlardan…</p>
<p>Avukatlık mesleğinden bahsediyor. Mesleğini icra ederken takınacağı sorumsuz tutumun toplumda nelere mal olacağından… Bunları yaparken değişik örneklerle zenginleştiriyor.</p>
<p>Ve sonunda bağlıyor Doğan Cüceloğlu. Her kişiyi bu zincirin bir halkası olarak görmek gerektiğini savunuyor. Ailede başlayan ve değişik meslek gruplarında devam eden bu sorumsuz, “mış gibi” insanların yarattığı “mış gibi” bir milletin, toplum için her alanda büyük bir tehdit meydana getireceğini savunuyor.</p>
<p>Uçurumdan yuvarlanmaya başlayan küçük bir kar topunun yol aldıkça büyüyerek tehlikeli bir çığ oluşturması gibi…</p>
<p><strong># #</strong></p>
<p>Yazar: Doğan Cüceloğlu</p>
<p>Remzi Kitabevi</p>
<p>Sayfa sayısı: 352</p>
<br />Filed under: <a href='http://saneminpenceresi.wordpress.com/category/dogan-cuceloglu-2/'>Doğan CÜCELOĞLU</a>  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/saneminpenceresi.wordpress.com/314/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/saneminpenceresi.wordpress.com/314/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/saneminpenceresi.wordpress.com/314/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/saneminpenceresi.wordpress.com/314/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/saneminpenceresi.wordpress.com/314/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/saneminpenceresi.wordpress.com/314/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/saneminpenceresi.wordpress.com/314/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/saneminpenceresi.wordpress.com/314/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/saneminpenceresi.wordpress.com/314/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/saneminpenceresi.wordpress.com/314/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/saneminpenceresi.wordpress.com/314/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/saneminpenceresi.wordpress.com/314/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/saneminpenceresi.wordpress.com/314/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/saneminpenceresi.wordpress.com/314/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=saneminpenceresi.wordpress.com&amp;blog=1398505&amp;post=314&amp;subd=saneminpenceresi&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://saneminpenceresi.wordpress.com/2010/10/02/mis-gibi-yasamlar/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://1.gravatar.com/avatar/1b277d90774bc8af652ea3db8c2ca248?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">Sanem</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://saneminpenceresi.files.wordpress.com/2011/03/16.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">16</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Satranç</title>
		<link>http://saneminpenceresi.wordpress.com/2010/09/29/satranc/</link>
		<comments>http://saneminpenceresi.wordpress.com/2010/09/29/satranc/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 28 Sep 2010 12:48:51 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Sanem</dc:creator>
				<category><![CDATA[Stefan ZWEIG]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://saneminpenceresi.wordpress.com/?p=335</guid>
		<description><![CDATA[Ailecek, Antalya’ya seyahatimiz sırasında iki minik kuzumun uyuduğu saatlerde elime alabildiğim, uzun soluklu, nefes kesen bir öykü oldu benim için. Kumsala bizimle geldi, şezlonglarda bizimle oturdu, çantamda gezinip etrafı seyreyledi. Tatilimizde topladığımız güzel anıların arasına, Satranç’ın damağımda kalan tadını da eklemiş oldum. Fırsat yaratıp tekrar okumalı bir ara. New York’tan Buenos Aires’e hareket eden bir [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=saneminpenceresi.wordpress.com&amp;blog=1398505&amp;post=335&amp;subd=saneminpenceresi&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://saneminpenceresi.files.wordpress.com/2011/03/23.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-336" title="23" src="http://saneminpenceresi.files.wordpress.com/2011/03/23.jpg?w=540" alt=""   /></a></p>
<p>Ailecek, Antalya’ya seyahatimiz sırasında iki minik kuzumun uyuduğu saatlerde elime alabildiğim, uzun soluklu, nefes kesen bir öykü oldu benim için. Kumsala bizimle geldi, şezlonglarda bizimle oturdu, çantamda gezinip etrafı seyreyledi. Tatilimizde topladığımız güzel anıların arasına, Satranç’ın damağımda kalan tadını da eklemiş oldum. Fırsat yaratıp tekrar okumalı bir ara.</p>
<p>New York’tan Buenos Aires’e hareket eden bir yolcu vapurunda başlıyor hikaye.  Dünyaca ünlü satranç şampiyonu Mirko Czentovic’in de  kendileriyle aynı vapurda olduğunu, yeni bir satranç turnuvasına katılmak için Arjantin’e yol aldığını öğrenen ve onunla satranç oynayabilmek için türlü mücadelelere girişen birkaç yolcunun başından geçenlerle devam ediyor.</p>
<p>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;-</p>
<p><em>Kitaptan:</em></p>
<p><em>1930’lu yıllarda -Nazi rejiminin olduğu dönemlerde- bu rejime karşı net bir politik tavır almayan, olaylara mesafeyle yaklaşan “ne orda ne burada duran, ortalarda bir yerlerde yer alan” Stefan Zweig’in Satranç oyunundaki taşları, bu durumla sembolize etmesinden başka bir şey değil. İçinde bulunduğu psikolojiyi “satranç” oyunuyla özleştirip, yazdığı kitapta satranç oyununu sembolik bir unsur olarak kullanmış. </em></p>
<p><em>1.Dünya Savaşı yılları, Stefan Zweig’in politik ve kişisel olarak nasıl tavır alacağı konusunda kararsız kaldığı yıllardır. Savaş karşıtı ve pasifist olarak nitelendirilebilecek Jeremias’ı yazarken, Savaş Bakanlığı’nın arşivinde gizli belgeleri elden geçirip düzenlemektedir Zweig.  Deyiş yerindeyse her iki tarafa da adamıştır kendisini. Vatanseverlik ile pasifizm arasında gidip gelen taraflardır bunlar.</em></p>
<p><strong># #</strong></p>
<p>Yazar: Stefan Zweig</p>
<p>Can Yay.</p>
<p>Sayfa sayısı: 88</p>
<br />Filed under: <a href='http://saneminpenceresi.wordpress.com/category/stefan-zweig-2/'>Stefan ZWEIG</a>  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/saneminpenceresi.wordpress.com/335/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/saneminpenceresi.wordpress.com/335/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/saneminpenceresi.wordpress.com/335/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/saneminpenceresi.wordpress.com/335/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/saneminpenceresi.wordpress.com/335/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/saneminpenceresi.wordpress.com/335/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/saneminpenceresi.wordpress.com/335/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/saneminpenceresi.wordpress.com/335/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/saneminpenceresi.wordpress.com/335/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/saneminpenceresi.wordpress.com/335/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/saneminpenceresi.wordpress.com/335/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/saneminpenceresi.wordpress.com/335/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/saneminpenceresi.wordpress.com/335/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/saneminpenceresi.wordpress.com/335/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=saneminpenceresi.wordpress.com&amp;blog=1398505&amp;post=335&amp;subd=saneminpenceresi&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://saneminpenceresi.wordpress.com/2010/09/29/satranc/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://1.gravatar.com/avatar/1b277d90774bc8af652ea3db8c2ca248?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">Sanem</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://saneminpenceresi.files.wordpress.com/2011/03/23.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">23</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Kayıp Gül</title>
		<link>http://saneminpenceresi.wordpress.com/2010/09/07/kayip-gul-2/</link>
		<comments>http://saneminpenceresi.wordpress.com/2010/09/07/kayip-gul-2/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 06 Sep 2010 22:30:02 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Sanem</dc:creator>
				<category><![CDATA[Serdar ÖZKAN]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://saneminpenceresi.wordpress.com/?p=282</guid>
		<description><![CDATA[Diana adlı bir genç kızın kendini bulmaya çalışmasının öyküsü…  Annesi, ölmeden önce Diana’ya bir mektup verir ve bu mektubu kendi öldükten sonra okumasını ister. Diana annesinin ölümünden sonra mektubu okur. Bu mektup O’na kendini bulma yolunda çıkacağı upuzun bir yolculuğun kapısını aralamıştır. Mektupta, kendisine öldüğü söylenen babasının aslında yaşadığı, Diana’nın Mary adında bir ikiz kardeşinin [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=saneminpenceresi.wordpress.com&amp;blog=1398505&amp;post=282&amp;subd=saneminpenceresi&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://saneminpenceresi.files.wordpress.com/2011/03/7.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-283" title="7" src="http://saneminpenceresi.files.wordpress.com/2011/03/7.jpg?w=540" alt=""   /></a></p>
<p>Diana adlı bir genç kızın kendini bulmaya çalışmasının öyküsü…  Annesi, ölmeden önce Diana’ya bir mektup verir ve bu mektubu kendi öldükten sonra okumasını ister. Diana annesinin ölümünden sonra mektubu okur. Bu mektup O’na kendini bulma yolunda çıkacağı upuzun bir yolculuğun kapısını aralamıştır.</p>
<p>Mektupta, kendisine öldüğü söylenen babasının aslında yaşadığı, Diana’nın Mary adında bir ikiz kardeşinin olduğu ve ikizini bulması gerektiği yazar. Yıllarca babasının ve kız kardeşinin kendisinden saklanmış olmasını kendisine yapılmış bir haksızlık olarak görür Diana. Ama annesinin mektubunda yazdığı vasiyetini yerine getirmek için işe koyulur.</p>
<p>Yazarın “Kayıp Gül”ü merak uyandırıcı ve sürükleyici kılmak için kullandığı anlatım tarzı  –labirent içinde labirentler, soru içinde sorular, dolaylı anlatımlar- kitaptan sıkılmama yetti. Umduğum tadı alamadım. Hakkında daha önce hiçbir fikrim olmayan, ilk defa karşıma çıkmış olan bu kitabı almaya kapağına bakarak karar verdim. 29 dilde 40’ı aşkın ülkede basıldığı yazıyordu. Bu albeniye kanmamalıymışım.</p>
<p>Çok sevdiğim iki alıntı var ki, buraya not düşmeli.</p>
<p><strong># #</strong></p>
<p><em>“Bir gül, diğerinin aynasıdır. Biri diğerine baktığında, ya kendi kokusunu ya da kendi kokusuzluğunu görür.”</em></p>
<p><em>“Yapay güllerin varlığı, sahici güllerin değerini gösterir. Gerçeği değerli olmayan bir şeyin sahtesini yaparlar mı ki?”</em></p>
<p><strong># #</strong></p>
<p>Yazar: Serdar Özkan</p>
<p>Timaş Yay.</p>
<p>Sayfa sayısı: 205</p>
<br />Filed under: <a href='http://saneminpenceresi.wordpress.com/category/serdar-ozkan-2/'>Serdar ÖZKAN</a>  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/saneminpenceresi.wordpress.com/282/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/saneminpenceresi.wordpress.com/282/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/saneminpenceresi.wordpress.com/282/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/saneminpenceresi.wordpress.com/282/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/saneminpenceresi.wordpress.com/282/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/saneminpenceresi.wordpress.com/282/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/saneminpenceresi.wordpress.com/282/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/saneminpenceresi.wordpress.com/282/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/saneminpenceresi.wordpress.com/282/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/saneminpenceresi.wordpress.com/282/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/saneminpenceresi.wordpress.com/282/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/saneminpenceresi.wordpress.com/282/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/saneminpenceresi.wordpress.com/282/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/saneminpenceresi.wordpress.com/282/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=saneminpenceresi.wordpress.com&amp;blog=1398505&amp;post=282&amp;subd=saneminpenceresi&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://saneminpenceresi.wordpress.com/2010/09/07/kayip-gul-2/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://1.gravatar.com/avatar/1b277d90774bc8af652ea3db8c2ca248?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">Sanem</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://saneminpenceresi.files.wordpress.com/2011/03/7.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">7</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Hayatın İçinden Sıcacık Öyküler</title>
		<link>http://saneminpenceresi.wordpress.com/2010/08/31/hayatin-icinden-sicacik-oykuler/</link>
		<comments>http://saneminpenceresi.wordpress.com/2010/08/31/hayatin-icinden-sicacik-oykuler/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 30 Aug 2010 21:02:12 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Sanem</dc:creator>
				<category><![CDATA[Reşan YILDIRIM]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://saneminpenceresi.wordpress.com/?p=251</guid>
		<description><![CDATA[Aşk, sevgi, ölüm, yalnızlık, dostluk, mutluluk,… üzerine kaleme alınmış onlarca kısa hikayeyi  içine alıyor Sıcacık Öyküler. Okumak çok keyifliydi. Diğer türleri okumaktan ne kadar da farklı bu tip kitapları okumak. Her bir hikaye ayrı bir konsantrasyon gerektiriyor. Her hikayenin bitiminde önce şöyle bir nefes alıp, durup düşünüp, içine sindirip, ondan sonra diğer hikayeye geçmek gerekiyor. [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=saneminpenceresi.wordpress.com&amp;blog=1398505&amp;post=251&amp;subd=saneminpenceresi&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://saneminpenceresi.files.wordpress.com/2011/03/getimagev34.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-252" title="getimageV3" src="http://saneminpenceresi.files.wordpress.com/2011/03/getimagev34.jpg?w=540" alt=""   /></a></p>
<p>Aşk, sevgi, ölüm, yalnızlık, dostluk, mutluluk,… üzerine kaleme alınmış onlarca kısa hikayeyi  içine alıyor Sıcacık Öyküler. Okumak çok keyifliydi. Diğer türleri okumaktan ne kadar da farklı bu tip kitapları okumak. Her bir hikaye ayrı bir konsantrasyon gerektiriyor. Her hikayenin bitiminde önce şöyle bir nefes alıp, durup düşünüp, içine sindirip, ondan sonra diğer hikayeye geçmek gerekiyor. Bunu yapmalı ki, bambaşka bir başlık, başka bir konu, başka karakterler karşısına çıkınca insanın, kolayca adapte olabilsin. Her bir hikayeyi kendi içinde değerlendirebilsin.</p>
<p>Her öykünün sonunda hikayeden bağımsız ama  hikayeyi özetler nitelikte bir cümlecik ve kim tarafından söylendiği not düşülmüş. William Bulmer, Sokrates, Tolstoy, Auguste Comte, Balzac, bunlardan bazıları. Tekrar tekrar okunabilecek, sıcacık, hayat dolu bu öyküleri çok sevdim. Bunlardan ikisini buraya da not düşmek istiyorum.</p>
<p><strong><em>Eflatun</em></strong></p>
<p><em>Eflatun’a iki soru sormuşlar. Birincisi “insanoğlunun sizi en çok şaşırtan davranışları nedir?” imiş.</em></p>
<p><em>Eflatun tek tek sıralamış:</em></p>
<p><em>_ Çocukluktan</em><em> sıkılırlar ve büyümek için acele ederler. Ne var ki çocukluklarını özlerler.</em></p>
<p><em>_ Para kazanmak için sağlıklarını yitirirler. Ama sağlıklarını geri kazanmak için de para öderler.</em></p>
<p><em>_ Yarından endişe ederler, bugünü unuturlar. Dolayısıyla ne bugünü ne de yarını yaşarlar.</em></p>
<p><em>_ Hiç ölmeyecek gibi yaşarlar. Ancak hiç yaşamamış gibi ölürler.</em></p>
<p><em>Sıra ikinci soruya gelmiş.</em></p>
<p><em>“Peki sen ne öneriyorsun?”</em></p>
<p><em>Bilge yine sıralamış:</em></p>
<p><em>_ “Kimseye kendinizi sevdirmeye kalkmayın”!  Yapılması gereken tek şey sadece “kendinizi sevilmeye bırakmaktır”</em></p>
<p><em>_ Önemli olan, hayatta “en çok şeye sahip olmak” değil, “en az şeye ihtiyaç duymaktır”</em></p>
<p><em> </em></p>
<p><strong><em>Melek Annem</em></strong></p>
<p><em>Bir zamanlar, dünyaya gelmeye hazırlanan bir bebek varmış. Bir gün Tanrı’ya sormuş. </em></p>
<p><em>_ Tanrım, beni yarın dünyaya göndereceğini söylediler. Fakat ben o kadar küçük ve güçsüzüm ki, orada nasıl yaşayacağım?</em></p>
<p><em>_ Tüm meleklerin arasından senin için bir tanesini seçtim. O seni bekliyor olacak ve seni koruyacak. Meleğin sana her gün şarkı söyleyecek ve gülümseyecek. Böylece sen onun sevgisini hissedecek ve mutlu olacaksın.</em></p>
<p><em>_ Peki insanlar bana bir şeyler söylediğinde dillerini bilmeden söylenenleri nasıl anlayacağım?</em></p>
<p><em>_ Meleğin sana dünyada duyabileceğin en güzel ve tatlı sözcükleri söyleyecek. Sana konuşmayı dikkatle ve sevgiyle öğretecek</em></p>
<p><em>_ Peki Tanrı’m ben senle konuşmak istersem ne yapacağım?</em></p>
<p><em>_ Meleğin sana ellerini açıp bana dua etmeyi de öğretecek.</em></p>
<p><em>_ Dünyada kötü adamlar olduğunu duydum. Beni kim koruyacak?</em></p>
<p><em>_ Meleğin seni kendi hayatı pahasına dahi olsa, daima koruyacak.</em></p>
<p><em>_ Fakat ben, seni bir daha göremeyeceğim için çok üzgünüm.</em></p>
<p><em>_ Meleğin sana benden söz edecek ve bana gelmenin yollarını sana öğretecek.</em></p>
<p><em>O sırada cennette bir sessizlik olur ve dünyanın sesleri cennete kadar ulaşır. Bebek gitmek üzere olduğunu anlar ve son bir soru sorar:</em></p>
<p><em>_ Tanrı’m eğer şimdi gitmek üzereysem lütfen çabuk söyle, benim meleğimin adı ne?</em></p>
<div>
<p><em>_ Meleğinin adının önemi yok yavrum. Sen onu ANNE diye çağıracaksın.</em></p>
<p><em> # #</em></p>
<p>Yazar: Reşan Yıldırım</p>
</div>
<p>Yakamoz Yay.</p>
<p>Sayfa sayısı: 225</p>
<br />Filed under: <a href='http://saneminpenceresi.wordpress.com/category/resan-yildirim-2/'>Reşan YILDIRIM</a>  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/saneminpenceresi.wordpress.com/251/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/saneminpenceresi.wordpress.com/251/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/saneminpenceresi.wordpress.com/251/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/saneminpenceresi.wordpress.com/251/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/saneminpenceresi.wordpress.com/251/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/saneminpenceresi.wordpress.com/251/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/saneminpenceresi.wordpress.com/251/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/saneminpenceresi.wordpress.com/251/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/saneminpenceresi.wordpress.com/251/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/saneminpenceresi.wordpress.com/251/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/saneminpenceresi.wordpress.com/251/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/saneminpenceresi.wordpress.com/251/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/saneminpenceresi.wordpress.com/251/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/saneminpenceresi.wordpress.com/251/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=saneminpenceresi.wordpress.com&amp;blog=1398505&amp;post=251&amp;subd=saneminpenceresi&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://saneminpenceresi.wordpress.com/2010/08/31/hayatin-icinden-sicacik-oykuler/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://1.gravatar.com/avatar/1b277d90774bc8af652ea3db8c2ca248?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">Sanem</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://saneminpenceresi.files.wordpress.com/2011/03/getimagev34.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">getimageV3</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Kuyucaklı Yusuf</title>
		<link>http://saneminpenceresi.wordpress.com/2010/08/25/kuyucakli-yusuf/</link>
		<comments>http://saneminpenceresi.wordpress.com/2010/08/25/kuyucakli-yusuf/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 24 Aug 2010 12:00:16 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Sanem</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sabahattin ALİ]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://saneminpenceresi.wordpress.com/?p=292</guid>
		<description><![CDATA[Yusuf, Aydın&#8217;ın Nazilli İlçesine bağlı Kuyucak köyünde yaşayan, 9 yaşında bir çocuktur. Bir eşkıya baskınında (1903 yılı) anne ve babasının hunharca öldürülüşüne şahit olur. Baskının ardından, üç jandarma, bir doktor ve ilçe kaymakamı Selahattin Bey, incelemeler için olay yerine geldiklerinde Yusuf&#8217;u anne ve babasının cansız bedenlerinin yanında bulurlar. Manzara korkunçtur. Ama onları asıl etkileyen, Yusuf’un [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=saneminpenceresi.wordpress.com&amp;blog=1398505&amp;post=292&amp;subd=saneminpenceresi&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://saneminpenceresi.files.wordpress.com/2011/03/9.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-293" title="9" src="http://saneminpenceresi.files.wordpress.com/2011/03/9.jpg?w=139&#038;h=213" alt="" width="139" height="213" /></a></p>
<p>Yusuf, Aydın&#8217;ın Nazilli İlçesine bağlı Kuyucak köyünde yaşayan, 9 yaşında bir çocuktur. Bir eşkıya baskınında (1903 yılı) anne ve babasının hunharca öldürülüşüne şahit olur. Baskının ardından, üç jandarma, bir doktor ve ilçe kaymakamı Selahattin Bey, incelemeler için olay yerine geldiklerinde Yusuf&#8217;u anne ve babasının cansız bedenlerinin yanında bulurlar. Manzara korkunçtur. Ama onları asıl etkileyen, Yusuf’un birkaç saat önce yaşanmış bu olay karşısındaki soğukkanlılığı ve iradesidir.</p>
<p>___________________________________________________<em></em></p>
<p><em>&#8220;Kapıdan girince, sağ tarafta bir yük, onun biraz ötesinde yüksek bir konsol vardı. Konsolun üzerinde bir cam fanusun altına konulmuş eski usul bir saat, kırmızı gaz bezleriyle örtülü, abajurlu iki petrol lambası, sarı yaldız çerçeveli büyükçe bir ayna ve aynanın üst tarafında, duvarda kılıflarıyla asılmış bir çift çakmaklı tabanca duruyordu. Karşıda, perdeleri tamamen inik olan pencerelerin önünde, bütün duvar boyunca uzanan, üzerine halı döşeli alçak bir sedir ve sedirin köşelerinde pazen yüzlü minderlerle yastıklar, yastıkların üzerinde ise fiyonk yapılmış sırma işlemeli yağlıklar vardı. Sedirle kapı arasında, ayakucu kapıya doğru bir yatak duruyor, yatağın üzerini tamamen örten ve uçları biraz da yere uzanan yorganı hareketsiz iki insan vücudu kabartıyordu.</em></p>
<p><em>Yatağın kenarından başlayıp odanın ortasına kadar yayılan ve orada ufak bir gölcük meydana getiren pıhtılaşmış kanlar, bu odada birtakım hadiseler olduğunu söylüyordu. Fakat odaya girenleri dehşet içinde bırakan ne bu bir miktar kan, ne de yorganın altında görünmeden kabaran bu iki vücuttu. Onlar, sedirin köşesinde diz çöküp oturan ve kendilerine sabit gözlerle bakan küçük bir çocuk görmüşlerdi</em><em>.&#8221;</em></p>
<p><em>_____________________________________________________</em></p>
<p>Kaymakam Selahattin Bey, gördüğü an ısınır Yusuf’a. İncelemeler bittikten sonra, bu kimsesiz çocuğu Edremit’teki, evine götürür. Onu öyle çok sever ki, bir süre sonra, eşi Şahinde Hanım’ın tüm itirazlarına rağmen evlatlık edinir.</p>
<p>Yusuf ve Selahattin Bey’in kızı Muazzez, aynı evin içinde kardeş gibi büyürler. Yusuf kardeşini hep korur, gözetir. Genç yaşa geldiğinde, Yusuf’la, Muazzez arasında duygusal bir yakınlık doğar. İki genç önceleri, birbirleri için hissettiklerini kendilerine itiraf etmek istemeseler, kardeş gibi kalmaları gerektiğini bilseler de hislerine karşı çıkamazlar. Durumu öğrenen Selahattin Bey, Şahinde’nin itirazına rağmen, Yusuf ve Muazzezi evlendirir. Yusuf’a kaymakamlıkta katiplik görevi verir.</p>
<p>Bu evlilikten sonra olaylar Yusuf ve ailesinin aleyhinde gelişmeye başlar. Edremit’te, Muazzez’e göz koymuş birkaç kişi (Şakir ve Hilmi Bey) Yusuf’un başına bela olur. Selahattin Bey’in ölümünden sonra Yusuf, kardeşi Muazzez’i ve Şahinde Hanım’ı bu eşkıyalardan uzaklaştırmaya çalışsa da başarılı olamaz.</p>
<p>Babasının ölümüyle ev, ekonomik anlamda çöker. Selahattin Bey’in ölümünden sonra göreve gelen yeni kaymakam, Muazzez’e göz koyan Şakir ve Hilmi Bey’in yakın arkadaşıdır ve onların Yusuf’a karşı kurdukları tuzağa destek olur. Yusuf’u Edremit’ten uzaklaştırmak ve böylece tuzağa düşürmek için ona vergi tahsildarlığı işini verir. Edremit’ten ayrılıp at üzerinde köyleri dolaşan ve tahsildarlık yapmaya başlayan Yusuf, kendisine kurulan tuzağı başta fark edemez.</p>
<p>Yusuf’un sıkça evden ayrılması, kızının Yusuf’la evliliğini baştan beri onaylamayan Şahinde Hanım’ın işine gelir. Başına buyruk davranmaya başlayan Şahinde Hanım, Yusuf’un kendilerine verdiği birkaç mecidiye ile geçinmenin mümkün olmadığını savunarak, henüz çocuk yaştaki Muazzez’i de yanına alıp, Yusuf’a tuzak kuran Şakir ve yeni kaymakamın da içinde bulunduğu toplulukla gece alemlerine başlar. Kızının daha iyi koşullarda yaşamasını istediğini savunarak yaptığı bu sefalar, Muazzez’in kucaktan kucağa düşmesine sebep olur.</p>
<p>Olanları sezmeye başlayan Yusuf, neler döndüğünü anlamak için Şahinde Hanım’a ve Muazzez’e sorduğu sorulara yanıt alamaz. Muazzez Yusuf’un kendisini hem bu durumdan kurtarmasını ister, hem de konuşamaz. Yusuf, Şahinde Hanım’ı defalarca yanlış yapmaması konusunda uyarır ama sözünü dinletemez. Yusuf, işe gittiği bir gün, vakitsiz bir zamanda eve döner. Amacı, kendisi yokken ne olup bittiğini görmektir. Yusuf, eve döndüğünde gördüğü manzara karşısında şaşkına döner.</p>
<p>_______________________________________________</p>
<p><em>“Yusuf gözlerini odada şöyle bir gezdirdikten sonra içeri doğru bir adım attı. Kaymakam korku ile iskemlesini çekti fakat Yusuf kolunu birdenbire havaya kaldırdı. Elinde tuttuğu meşin kamçıyı İzzet Bey’in suratına yapıştırdı. Ondan sonra bu kamçı müthiş bir çabuklukla inip kalkmaya ve masanın etrafındakilere rastgele vurmaya başladı. Fakat bu sırada Yusuf kolunu tekrar havaya kaldırdığı zaman kamçı kenarda ve konsolun üzerinde duran lambaya çarptı ve onun şişesini düşürdü. Bunun rüzgarında birkaç kere yükselip alçalan isli bir alev hemen kayboldu ve oda tam bir karanlığa gömüldü. Yusuf lambanın sönmeden evvel verdiği dalgalı ve kırmızı aydınlıkta karşı sedirde oturan Şakir’in cebinden tabancasını çıkardığını görmüş ve kendisi de kamçıyı bir kenara fırlatarak gocuğunun cebinden nagant’ını çekmişti. Daha kendini toparlamaya vakit bulamadan karşısında bir alevin parladığını gördü ve sağ kulağının dibinden vınlayarak geçen kurşun, arkasındaki duvara saplandı.</em></p>
<p><em>O zaman Yusuf da ateş etmeye başladı. Evvela karşısına doğru iki el sıktı ve sedirden aşağı bir şeyin yuvarlandığını duydu. Fakat bu ona emniyet vermedi. Bu karanlık odanın her köşesinde bir ölüm saklı olduğunu ve buradan çıkmak için her şeyin yok edilmesi icap ettiğini sanıyordu. Zaten artık kafası herhangi bir şey düşünecek halde değildi.“</em></p>
<p><em>_____________________________________________</em></p>
<p>Açılan ateş sonucu Muazzez hariç, herkes ölür. Muazzez’i olay yerinden çıkartan Yusuf,  bir daha Edremit’e dönmemek üzere yola düştüğü sırada Muazzez, Yusuf’un kollarında son nefesini verir.</p>
<p>____________________________________________<em></em></p>
<p>Yazar: Sabahattin Ali</p>
<p>Yapı Kredi Yay.</p>
<p>Yayın Yılı: 2000</p>
<p>Sayfa sayısı: 221</p>
<br />Filed under: <a href='http://saneminpenceresi.wordpress.com/category/sabahattin-ali/'>Sabahattin ALİ</a>  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/saneminpenceresi.wordpress.com/292/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/saneminpenceresi.wordpress.com/292/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/saneminpenceresi.wordpress.com/292/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/saneminpenceresi.wordpress.com/292/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/saneminpenceresi.wordpress.com/292/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/saneminpenceresi.wordpress.com/292/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/saneminpenceresi.wordpress.com/292/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/saneminpenceresi.wordpress.com/292/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/saneminpenceresi.wordpress.com/292/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/saneminpenceresi.wordpress.com/292/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/saneminpenceresi.wordpress.com/292/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/saneminpenceresi.wordpress.com/292/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/saneminpenceresi.wordpress.com/292/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/saneminpenceresi.wordpress.com/292/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=saneminpenceresi.wordpress.com&amp;blog=1398505&amp;post=292&amp;subd=saneminpenceresi&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://saneminpenceresi.wordpress.com/2010/08/25/kuyucakli-yusuf/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://1.gravatar.com/avatar/1b277d90774bc8af652ea3db8c2ca248?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">Sanem</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://saneminpenceresi.files.wordpress.com/2011/03/9.jpg?w=186" medium="image">
			<media:title type="html">9</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Umursamaz Uykucu</title>
		<link>http://saneminpenceresi.wordpress.com/2010/03/02/umursamaz-uykucu/</link>
		<comments>http://saneminpenceresi.wordpress.com/2010/03/02/umursamaz-uykucu/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 01 Mar 2010 13:04:54 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Sanem</dc:creator>
				<category><![CDATA[Refik ALGAN]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://saneminpenceresi.wordpress.com/?p=356</guid>
		<description><![CDATA[Hikaye okumak benim için ayrı bir keyif. Hikaye yazabilmek de öyle olmalı. Tatmadım. Ama yazabilmek isterdim. Hayal gücümü kullanarak küçük hikayeler yazabilmek, ya da bir resme bakarak, o resmi hikayeye dönüştürebilmek, konuşturabilmek, yaşatabilmek mesela… Şimdilik ilkiyle yetiniyorum. Keyifle okuyorum. Hele bu kitap, Umursamaz Uykucu gibi birbirinden sevimli, farklı hikayelerle doluysa… # # Yazar: Refik Algan [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=saneminpenceresi.wordpress.com&amp;blog=1398505&amp;post=356&amp;subd=saneminpenceresi&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://saneminpenceresi.files.wordpress.com/2011/03/30.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-357" title="30" src="http://saneminpenceresi.files.wordpress.com/2011/03/30.jpg?w=540" alt=""   /></a></p>
<p>Hikaye okumak benim için ayrı bir keyif. Hikaye yazabilmek de öyle olmalı. Tatmadım. Ama yazabilmek isterdim. Hayal gücümü kullanarak küçük hikayeler yazabilmek, ya da bir resme bakarak, o resmi hikayeye dönüştürebilmek, konuşturabilmek, yaşatabilmek mesela…</p>
<p>Şimdilik ilkiyle yetiniyorum. Keyifle okuyorum. Hele bu kitap, Umursamaz Uykucu gibi birbirinden sevimli, farklı hikayelerle doluysa…</p>
<p><strong># #</strong></p>
<p>Yazar: Refik Algan</p>
<p> Yapı Kredi Yayınları</p>
<p>3. Basım</p>
<p>Sayfa Sayısı: 148</p>
<br />Filed under: <a href='http://saneminpenceresi.wordpress.com/category/refik-algan-2/'>Refik ALGAN</a>  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/saneminpenceresi.wordpress.com/356/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/saneminpenceresi.wordpress.com/356/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/saneminpenceresi.wordpress.com/356/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/saneminpenceresi.wordpress.com/356/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/saneminpenceresi.wordpress.com/356/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/saneminpenceresi.wordpress.com/356/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/saneminpenceresi.wordpress.com/356/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/saneminpenceresi.wordpress.com/356/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/saneminpenceresi.wordpress.com/356/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/saneminpenceresi.wordpress.com/356/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/saneminpenceresi.wordpress.com/356/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/saneminpenceresi.wordpress.com/356/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/saneminpenceresi.wordpress.com/356/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/saneminpenceresi.wordpress.com/356/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=saneminpenceresi.wordpress.com&amp;blog=1398505&amp;post=356&amp;subd=saneminpenceresi&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://saneminpenceresi.wordpress.com/2010/03/02/umursamaz-uykucu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://1.gravatar.com/avatar/1b277d90774bc8af652ea3db8c2ca248?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">Sanem</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://saneminpenceresi.files.wordpress.com/2011/03/30.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">30</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Piedra Irmağının Kıyısında</title>
		<link>http://saneminpenceresi.wordpress.com/2010/02/10/piedra-irmaginin-kiyisinda/</link>
		<comments>http://saneminpenceresi.wordpress.com/2010/02/10/piedra-irmaginin-kiyisinda/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 09 Feb 2010 12:29:22 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Sanem</dc:creator>
				<category><![CDATA[Paulo COELHO]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://saneminpenceresi.wordpress.com/?p=329</guid>
		<description><![CDATA[İki genç var kitapta birbirine aşık. Birbirlerini tutkuyla seven bu iki kişi uzun bir yolculuğa çıkıyor. Sorularla, hayallerle, bazen hayal kırıklıkları, bazen de mutluluklarla kendilerini sarıp sarmalayan bir yolculuğa… Ve yolun sonunda Paulo Coelho, içinde dolaştığımız dünyevi aşk’ı bir kenara bırakıyor, ellerimizden tutup ilahi aşk’a çekiyor bizi. Tanrı’nın varlığına, inançlı olmanın insana neler kattığına, hedeflerimize [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=saneminpenceresi.wordpress.com&amp;blog=1398505&amp;post=329&amp;subd=saneminpenceresi&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://saneminpenceresi.files.wordpress.com/2011/03/21.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-330" title="21" src="http://saneminpenceresi.files.wordpress.com/2011/03/21.jpg?w=540" alt=""   /></a></p>
<div>
<p>İki genç var kitapta birbirine aşık. Birbirlerini tutkuyla seven bu iki kişi uzun bir yolculuğa çıkıyor. Sorularla, hayallerle, bazen hayal kırıklıkları, bazen de mutluluklarla kendilerini sarıp sarmalayan bir yolculuğa…</p>
<p>Ve yolun sonunda Paulo Coelho, içinde dolaştığımız dünyevi aşk’ı bir kenara bırakıyor, ellerimizden tutup ilahi aşk’a çekiyor bizi. Tanrı’nın varlığına, inançlı olmanın insana neler kattığına, hedeflerimize ulaşabilmek için hangi yolu izlememiz gerektiğine ve bunu yaparken içimize dönmemiz gerektiğine, Tanrı’nın aslında içimizde barındığına dikkat çekiyor.</p>
<p><strong>Alıntı:</strong></p>
<p><em>Sürüp giden, başarısızlıklardır. Bundan kimse paçasını kurtaramaz. İnsanın, düşlerini gerçekleştirmek adına verdiği savaşımda bazı başarısızlıklara uğraması, ne uğruna savaştığını bilmeden yenilgiye uğramaktan daha iyidir. </em></p>
<p> <em>Evren her zaman, istediği kadar saçma görünsün, düşlerimizi gerçekleştirmek için verdiğimiz savaşımda bizim yanımızdadır. Çünkü onlar bizim düşlerimizdir ve o düşleri kurmanın bize nelere mal olduğunu yalnızca biz biliriz. </em><br />
<em>________________________________________________________________</em></p>
</div>
<p><em>Tanrıyı aramaya kalkan kişi yalnızca zaman yitirir. Bir sürü yol kat edebilir. Bir sürü dini, bir sürü tarikatı kucaklayabilir. Ama bunları yapmakla Tanrı’ya hiçbir zaman ulaşamaz. Tanrı, burada, şimdi, yanımızda. O’nu şu sisin içinde, şu toprağın üstünde, şu giysilerin, şu ayakkabıların içinde görebiliriz. Uyuduğumuz sırada melekleri bizi korur. Çalışırken bize yardım eder. Tanrı’yı bulmak için, çevremize bakmamız yeterlidir.</em>Yazar: Paulo Coelho<br />
Can Yayınları<br />
4. Basım<br />
Sayfa Sayısı: 216 <em></em></p>
<p> # #</p>
<br />Filed under: <a href='http://saneminpenceresi.wordpress.com/category/paulo-coelho-2/'>Paulo COELHO</a>  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/saneminpenceresi.wordpress.com/329/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/saneminpenceresi.wordpress.com/329/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/saneminpenceresi.wordpress.com/329/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/saneminpenceresi.wordpress.com/329/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/saneminpenceresi.wordpress.com/329/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/saneminpenceresi.wordpress.com/329/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/saneminpenceresi.wordpress.com/329/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/saneminpenceresi.wordpress.com/329/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/saneminpenceresi.wordpress.com/329/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/saneminpenceresi.wordpress.com/329/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/saneminpenceresi.wordpress.com/329/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/saneminpenceresi.wordpress.com/329/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/saneminpenceresi.wordpress.com/329/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/saneminpenceresi.wordpress.com/329/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=saneminpenceresi.wordpress.com&amp;blog=1398505&amp;post=329&amp;subd=saneminpenceresi&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://saneminpenceresi.wordpress.com/2010/02/10/piedra-irmaginin-kiyisinda/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://1.gravatar.com/avatar/1b277d90774bc8af652ea3db8c2ca248?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">Sanem</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://saneminpenceresi.files.wordpress.com/2011/03/21.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">21</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Yolda</title>
		<link>http://saneminpenceresi.wordpress.com/2010/02/05/yolda/</link>
		<comments>http://saneminpenceresi.wordpress.com/2010/02/05/yolda/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 04 Feb 2010 13:20:08 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Sanem</dc:creator>
				<category><![CDATA[Buket UZUNER]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://saneminpenceresi.wordpress.com/?p=380</guid>
		<description><![CDATA[Kitaptan Alıntı: sf.9 “Seyahat, seksten ve dans etmekten sonra insanların hayatta en fazla zevk aldıkları fiziksel aktivitedir. Ne zaman bu saptamayı yapsam hemen arkasından aynı itirazlar gelir. Bu yüzden insanın yemek ve su, uyku ve barınma, sağlık ve güvenlik gibi temel gereksinimlerinin önceliğini benim de bildiğimi açıklamak zorunda kalırım. Seyahat bir zevktir. İş, aş, güvenlik [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=saneminpenceresi.wordpress.com&amp;blog=1398505&amp;post=380&amp;subd=saneminpenceresi&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://saneminpenceresi.files.wordpress.com/2011/03/37.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-381" title="37" src="http://saneminpenceresi.files.wordpress.com/2011/03/37.jpg?w=540" alt=""   /></a></p>
<p>Kitaptan Alıntı: sf.9</p>
<p><em>“Seyahat, seksten ve dans etmekten sonra insanların hayatta en fazla zevk aldıkları fiziksel aktivitedir. Ne zaman bu saptamayı yapsam hemen arkasından aynı itirazlar gelir. Bu yüzden insanın yemek ve su, uyku ve barınma, sağlık ve güvenlik gibi temel gereksinimlerinin önceliğini benim de bildiğimi açıklamak zorunda kalırım. Seyahat bir zevktir. İş, aş, güvenlik ve sağlık nedenleriyle yapılan göçleri seyahat etmenin kapsamı dışında tutuyorum elbette. Görüyorsunuz, yine bir açıklama yapmak gerekiyor. Oysa ben yalnızca iki cümle etmek istiyorum. Bence seyahat, seksten ve dans etmekten sonra, insanların en fazla zevk aldıkları fiziksel aktivitedir.” </em></p>
<p><strong>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;</strong></p>
<p>Bu paragrafla başlıyor “Yolda”. Ve yazarın İstanbul-New York yolculuğunu anlattığı diyalogla devam ediyor. Bunu, 6 farklı hikaye izliyor.</p>
<p>Yazar, Yolda’nın ortaya çıkışının başrolünde arkadaşının kitaplığından aldığı “On İki Gezici Öykü” adlı kitabı gösteriyor. Çünkü bu kitabı okuyunca karar vermiş “Yolda” yı yazmaya. İlham kaynağı olan bu kitabın yazarı, yıllarca yaptığı gezilerde, yaşadığı şehirlerde başından geçenleri 12 hikayede toplamış.</p>
<p>Yolda hikayelerinin ortak özelliği, “hepsinin bir taşıtta geçmesi” Kitap, Berlin, Madrid, Essen, Föhr Adası, Büyükada, Toronto, Montreal, Ankara, Muğla, New York ve İstanbul’daki yolculukları kapsıyor.</p>
<p>Yazarın benim çok sevimli bulduğum bir saptaması var ki, yazmadan geçemem: Kişinin, yaptığı uzun yolculuklarda yanına oturan bir yabancıyı hayatı boyunca tekrar görme olasılığının yok denecek kadar az olduğundan bahsediyor ve bu nedenle başkalarına açılmamış pek çok derin sır’ın, bu yolculuklarda rahatça açılabildiğini anlatıyor Buket Uzuner. Kendisi çok karşılamış böyle durumlarla. Bazen anlatıcı olarak, bazen de iyi bir dinleyici…</p>
<p>Yanımızdaki yabancıyı bir daha görmeyecek olmanın verdiği rahatlıkla dökülüp saçılan en derin sırlar, uzun zamandır yol hikayeleri yazmayı planlayan Buket Uzuner gibi bir yazara rastlayınca, önce kaydedilip biriktirilmiş bir köşede, sonra da kitap olup çıkıvermiş. Yazarın, hikayelerde adı geçen karakterlerin isimlerini değiştirmesinin sebebi de, onlara ait özel konular olduğunu düşünmesi.</p>
<p>Her coğrafyanın kendine özgü bir damak tadı olduğunu söyleyerek gittiği yerler ve tatlar arasında bir bağlantı kuran Buket Uzuner, her hikayesini o hikayede geçen şehrin en meşhur yemeğinin tarifiyle bitirmiş. Gerekli malzemeleri sıralayıp, yemeğin yapılışını yazmış. Hawaii yolculuğunun sonunda Hawaii Usulü Bademli Mahimahi Balığı’nı, Madrid yolculuğunun sonunda Paella Pilavı’nı, Montreal yolculuğunun sonunda Kanada Usulü Kiş’i tanıtması gibi.</p>
<p>“Yolda” yı okumayı seçenler de, umarım bir “yol hikayeleri kitabı” tadını bulabilirler. Tıpkı benim gibi…</p>
<p><strong># #</strong></p>
<p>Yazar: Buket Uzuner<br />
Turkuvaz Kitap<br />
Sayfa Sayısı: 160</p>
<br />Filed under: <a href='http://saneminpenceresi.wordpress.com/category/buket-uzuner-2/'>Buket UZUNER</a>  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/saneminpenceresi.wordpress.com/380/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/saneminpenceresi.wordpress.com/380/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/saneminpenceresi.wordpress.com/380/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/saneminpenceresi.wordpress.com/380/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/saneminpenceresi.wordpress.com/380/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/saneminpenceresi.wordpress.com/380/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/saneminpenceresi.wordpress.com/380/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/saneminpenceresi.wordpress.com/380/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/saneminpenceresi.wordpress.com/380/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/saneminpenceresi.wordpress.com/380/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/saneminpenceresi.wordpress.com/380/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/saneminpenceresi.wordpress.com/380/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/saneminpenceresi.wordpress.com/380/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/saneminpenceresi.wordpress.com/380/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=saneminpenceresi.wordpress.com&amp;blog=1398505&amp;post=380&amp;subd=saneminpenceresi&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://saneminpenceresi.wordpress.com/2010/02/05/yolda/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://1.gravatar.com/avatar/1b277d90774bc8af652ea3db8c2ca248?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">Sanem</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://saneminpenceresi.files.wordpress.com/2011/03/37.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">37</media:title>
		</media:content>
	</item>
	</channel>
</rss>
